Huzursuz Bağırsak Sendromu

HUZURSUZ BAĞIRSAK SENDROMU 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi


Kübra’nın son zamanlarda ciddi rahatsızlıkları vardı. Doktorlara sürekli gidiyor ama bir türlü sonuç alamıyorduKimi bağırsaklarda kimi karaciğerde sorun var diyordu. Bir doktor “Huzursuz bağırsak sendromu” demişti. Kübra da şaşmış kalmıştı bu duruma. Nasıl yani bağırsak da mı huzursuz olurdu? Genç kızlığından beri sağlıklı beslenmeye çalışırdı. Ama biraz titiz, aynı zamanda da evhamlı bir kızdı. 

Zaman zaman bir şeyleri fazla yediğinde ya da dışarda yediğinde oluyordu. Bir türlü çözememişti sorununun sebebini. Nihayet bu konuyu kendi araştırmaya karar verdi. Sonra bir baktı ki aslında bu sorunu yalnızca kendisi yaşamıyordu. Besinlerde çok büyük bir bozulma vardı. Neredeyse sağlıklı yiyebileceği besin olmadığını fark etti. Her şeyde büyük oranda gıda boyası ve katkı maddesi bulunuyordu. O zaten dışarda yemediği için bunların ona zararı olamazdı. Ama sebze ve meyveler yetişirken konan sentetik gübrelerde de sıkıntı vardı. Hele bir de ürünler daha büyük ve güzel görünsün diye konan hormonlar ve böcek ilacı. Gerçekten işi zordu bu iş nasıl olacaktı? İyi ürünleri bulmak için ya kargo ile uzak şehirlerden satın almak gerekiyordu. Ya da epeyce uzaktaki doğal pazarlara gitmeliydi. Etrafında dikip yetiştireceği bir bahçe edinmek de kolay değildi. Bütün yaşantısı şehir merkezinin ortasındaydı. 

Nihayet dışardan aldığı ürünleri yavaş yavaş değiştirmekle işe başladı. Ona karabuğday unlu ürünler satan bir yerden bahsetmişlerdi. Artık Kübra işi öğrendi ya öyle kolay kolay herkese güvenmiyordu. Fırına sabah erken gittiğinde oldukça ucuz endüstriyel yumurtalar gördü. Halbuki fırında satılan ürünler çok pahalıydı. Sordu fırın sahibine ”Bu yumurtaları nerede kullanıyorsunuz diye. Fırınca Abla kimse ürünleri pahalı diye almıyor. Bizde yumurtayı ucuz kullanıyoruz dedi. Ama abicim ürünleri satın alanlar bunu biliyor mu? Senin ununun ne kadar sağlıklı olduğu önemli değil ki. Nihayet içine koyduğun kalitesiz şeyler o ürünü toksit yapar dedi. Sonra ürünlerde kullanılan yağı sordu. Adam çok oralı olmadı ve Kübra’yı geçiştirdi. 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi


Artık kimseye güvenemeyecek miydi insan? Belki de insanın kendisi güvenilir olmayınca doğru dürüst insanla karşılaşma imkânı olmuyordu. O da çalıştığı kurumda bir sürü rahatsız olduğu durumla karşılaşmıştı. Ama en azından maaşımı vaktinde alıyorum diye hala çalışıyordu. 

Bir topluluk kendinde olan kötülüğü değiştirmedikçe o toplulukta iyilik belki de artmayacaktı. Marketlerden iyice uzaklaşmış ve genellikle pazardan alışveriş yapar olmuştu. Uzun zamandır gözüne peynir, yoğurt satan bir pazarcıyı kestirmişti. Adam “Manda sütü de satıyorum demişti. Birkaç parça sebzede satıyordu. Eğer hayvanı varsa bahçesinde daha geleneksel üretim yapıyor olabilirdi. “En azından sentetik gübre yerine hayvanın gübresini kullanıyordur diye düşündü. Gerçekten tahmin ettiği gibi çıkmıştı. Bu şekilde üretim yapan birkaç satıcıyla karşılaşmak onu mutlu etti. Zaman geçince gördü ki bu insanlar zaten hem akraba hem de aynı yerde oturuyorlardı. Ama o yine de insanlara güvenemiyordu. Her seferinde pazarcıya yeniden soruyordu. Başkasından almadın değil mi bu senin ürün? Evetabla öyleBu serada değil tarla değil mi? Evet, abla. Diğerleri sera ama bu tarla. Zamanla yavaş yavaş o da doğal ürünleri tanımaya başladı. Doğal ürünler daha lekeli, daha küçük ve daha kendine özgü bir renk ve tatta oluyordu. 

Geleneksel üretiminde kendi içinde hileleri vardı. Üreticiler tarlalarına daha çok verim almak için biraz ilaç ya da pestisit atabiliyorlardı. Bunu anlamak işin içinde olan için bile zordu. Ziraat mühendisleri onlara bunun tekniğini anlatmıştı. Sentetik gübreyi sadece çiçek zamanı ve çok az atıyorlardı. İlaçlama yapınca bahçeye hiç girmiyorlardı. Nihayetinde bitkiden ölçüm alıp yapınca analizlerde  ilaç ve pestisit kalıntısı görünmüyordu. Bunları öğrenince Kübra’nın ağzı uçuklamıştı. 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi


Arada köylü dediği insanların farklı ürünlerini de alıyordu. Bazen mantar bazen çok değişik otlar getiriyorlardı. Sera semizotu ile tarla semizotu arasında ne kadar büyük fark vardı. Evdekiler seraya alıştıkları için tarlayı yemek istemiyorlardı. Çocuklar köy yumurtası yerken o ördek yumurtası yemeyi tercih ediyordu. Bırak çocukları eşi bile köy tavuğu yemek istemiyordu. Tavuk etinin o sarı suyu evdekilere çok yağlı gelmişti. Bir grip salgınında herkes hastalanınca nihayet alışmak zorunda kaldılar. En zoru da kışın yenen salatalık ve domatesten vazgeçmek oldu. Çocuklar herkesin beslenme çantasında “salata ve domates var” diye itiraz ettiler. Ama okulda herkes tüm kış boyu hasta olunca artık ses etmediler. Çünkü onlar artık eskisi gibi çok hastalanmıyorlardı. Grip olduklarında ise durumu ufak bir burun akıntısı ile geçiştiriyorlardı. 

Kübra bir anne olarak ne hastalık kürleri öğrenmişti. Apartmandaki komşular bile hastalanınca ondan zencefilli, sirkeli, alıçlı kürler öğrenir olmuşlardı. Dahası komşularda bu doğal gıda işine merak sarmıştı. Hepsi köylerinden doğal gıda gelince Kübra’ya hediye ediyorlardı. Kübra’nın en sevdiği hediyeler doğal sabun, doğal meyve olmuştu. 

Evine gelen misafirler “sana gelirken ne hediye alacağımızı şaşırıyoruz “ diye önce şikâyet ettiler. Sonra Kübra’nın onlara hediye ettiği balları, meyvelerin lezzetini alınca onlarda bu işe merak saldılar. Artık bayramlarda bile kimse birbirine kurabiye, tatlı veya pasta almıyordu. Kimi doğal bir deterjanı hediye ediyor. Kimi kendi eliyle yaptığı pekmezli kurabiyeyi getiriyordu. 

Kübra artık dedektif gibi olmuştu. Gıda dedektifi gibi pazarda herkes onu tanır olmuştu. 

Deneyimsel Tasarım Öğretisi der ki; İnsanlığın kötülükte haddini aştığı yerde sen de iyilik için haddini aş. Kimselerin talip olmadığı işlere talip ol, en büyük riski alacağın yerler burası olsun!

Kübra bu ilkeyi bilmiyordu ama kendisine teşhisi bile konamayan hastalığına şükrediyordu. Bir hastalıktan şükür edeceği bir sürece gelmişti. Etrafındaki insanların hiçbirinin farkında olmadığı bir beslenme problemine çözüm getirmişti. 




 Deneyimsel Tasarım Öğretisi, insana hayat yolunda ihtiyacı olan tüm bilgileri veren gerçeklik ilmidir. Deneyimlerden yola çıkarak ulaştığı gerçek bilgilerle insanın geleceğini tasarlaması için stratejiler üretir. Problemlerini nasıl çözebileceğine dair gerçek yöntemler sunar.


“Kim Kimdir?”, “İlişkide Ustalık”, “Başarı Psikolojisi “ programlarıyla mutlu ve başarılı olmanın yöntemlerini aktarır.

“Keşfedilmemiş tek şey: Daha iyisidir.”

Yahya Hamurcu

Yorumlar